Bakan Kılıç: Eksiğimiz Varsa Canla Başla Çalışırız

28.08.2013

Kişi Okumuş

0 Yorum

Bakan Kılıç: Eksiğimiz Varsa Canla Başla Çalışırız

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıçİstanbul‘un 2020 Olimpiyatları adaylığına ilişkinTürkiye‘nin bir eksiğinin olmadığını savunarak, “Geriye dönüp baktığımda sorabileceğim tek soru şu: 2020 İstanbul için yapmamız gerektiği halde bilerek ya da unutarak yapmadığımız bir şey var mı? Bunu en acı hakikati yüzümüze söyleyebileceklere soruyorum Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıçİstanbul‘un 2020 Olimpiyatları adaylığına ilişkin Türkiye‘nin bir eksiğinin olmadığını savunarak, “Geriye dönüp baktığımda sorabileceğim tek soru şu: 2020 İstanbul için yapmamız gerektiği halde bilerek ya da unutarak yapmadığımız bir şey var mı? Bunu en acı hakikati yüzümüze söyleyebileceklere soruyorum. Gerçekten bir eksiğimiz olduğuna dair tek cümle bugüne kadar işitmedim. Olsa da canla başla çalışırız. İstanbul, 2020 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’nı yapmaya layık görülürse tarihinde ilk defa Türkiyeolimpiyatlara ev sahipliği yapmış olacak” dedi.

Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) üyeleriyle kahvaltıda bir araya geldi. EMD Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen sohbet toplantısında Kılıç, bir soru üzerine hızlı olması bakımından 15 yıl hazır gayrimenkul kiralama yöntemini çıkardıklarına değinerek, “Herhangi bir yatırımcı elindeki hazır binasını getirebilir veya herhangi bir yatırımcı gelir bakanlığımızın yurt projelerini alır biz de kendisiyle bir ön kira sözleşmesi imzalarız. Yurt inşaatını bitirdiğinde bizim projemize göre imal edilmiş yurdu 15 yıl kira garantisiyle kiralayabiliriz” dedi.

Kiralamanın devlet açısından kesinlikle inşaat yatırım maliyetleriyle kıyaslandığında çok daha ekonomik bir yöntem olduğuna işaret eden Bakan Suat Kılıç, “Kamu özel ortaklığı modeline de şimdi iyi bir şekilde asılmayı düşünüyoruz. Aksi takdirde kamunun sırtında bu kadar yüksek bir yatırım yükünü bırakmamak lazım. Özel sektörün yapabilirim dediği her türlü yatırımı mutlaka özel sektöre deplase etmek lazım” ifadelerini kullandı.

-“DEVLET YURDUNUN GÜVENLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORLAR”-

Kılıç, binalarda belli özelliklere dikkat edeceklerini belirterek, şöyle konuştu:

“Yani bir apartmanı boşaltmaktansa, bir oteli boşaltması tercihimizdir. Çünkü her otel odasının içinde duş ve tuvalet var. Sağlıklı kullanışlı bir bina getirilirse, apartman biçimindeki binayı da alıp hızlıca dönüştürebiliriz. Aksi takdirde katta tuvalet olur. Ama her odada duş ve tuvalet olmayabilir. İhtiyacı dikkate alıyoruz. Başbakanımızın kesin talimatı var kız çocuklarıyla alakalı. Çok sayıda anne baba özellikle kız çocuklarının kayıtlarını yaptırıyor. Devlet yurdunda yer bulursan okursun, bulamazsan kayıt dondurursun memlekete dönersin gibi bir yaklaşım var. Bildiğiniz gibi “Haydi Kızlar Okula, Baba Beni Okula Gönder’ kampanyaları yapıldı. Türkiye‘de de kız çocuklarının ortaokula ve liseye gitme oranları çok çok yükseldi. Şimdi bu kızlarımızın liseden sonra üniversiteye devamını teşvik etmeye gayret ediyoruz. Ama aileler çok yoğun olarak devlet yurdu arayışında. Devlet yurdunun güvenli olduğunu düşünüyorlar. Özellikle taşradan gelen kızlar açısında anne babalar büyükşehir hayatında devlet yurdunun doğru bir seçenek olduğunu düşünüyor. Devlet yurdunda konaklama çok ucuz, devlet yurdunda kalan öğrencimize ayda 200 TL yemek katkısı veriyoruz. O nedenle barınma sıfır maliyete geliyor. Şuan bizde son 2 yıl içinde kızların 310 bin yatakta oranı yüzde 61’e yükseldi. O nedenle kızların okuması için kapasiteyi arttırmamız lazım.”

-“ÇÜNKÜ HEP SÖYLEDİKLERİ BİR ŞEY VAR: MÜŞTERİ DEĞİLİZ ÖĞRENCİYİZ”-

Şuan devletin üniversite yurtlarında doluluk oranının yüzde 99, özel sektörde ise yüzde 56 olduğunu söyleyen Kılıç, “Çünkü özel yurtlarda barınma maliyeti yüksek” dedi. Devlet yurtlarındaki 8 kişilik odaları 6 kişiye indirdiklerini anlatan Bakan Kılıç, “6 kişilik odaları, bu yaz 4 kişiye indiriyoruz. Ayrıca bu yaz 32 bin tane buzdolabı satın aldık. Çocuğu yurdun kantinine mahkum etmek düşüncesinde de değiliz. Çünkü hep söyledikleri bir şey var: Müşteri değiliz öğrenciyiz” diye konuştu.

Hem Tahsin Banguoğlu Yurdu’nu, hem de Atatürk Öğrenci Yurdu’nu tamamen inşa etmeyi düşündüklerini belirten Kılıç konuşmasında, “Bunun için düşündüğümüz yer de Hacettepe kavşağında Ankara‘nın yeni statdyumunu yapacağımız 570 dönümlük arsada Hacettepe üniversitesi, ODTÜ, Bilkent, Başkent Üniversitesi bölgesinde bizim 570 dönümlük arazimiz olduğu doğru. Orada spor ve donatılarında içinde olduğu bir yurt yapılaşmasını da planlıyoruz. Bu yıl ki resmi yatırım programımızda da Ankara‘da 4 bin kişilik yurt inşaatı var zaten. Atatürk ve Banguoğlu’nun dönüşümü kaçınılmaz. Bugün taşradaki yurtların kalitesi Ankara‘daki yurtların kalitesinden çok daha yüksek” ifadelerine yer verdi.

-“TÜRKİYE’DE ARTIK AVM İHTİYACI KALMADI”-

Bakan Kılıç, bir gazetecinin “Yurtların yerine ne yapılacak?” sorusu üzerine şu yanıtı verdi:

“Yurtların yeri kentsel servis alanı olarak kullanılabilir. Ekonomiye kazandırılabilir. Burada şuradan kaçınmamız lazım. Ülkedeki tüm değerleri arsaları yeşil alan yapmak gibi bir projeksiyon yapılırsa Türkiye‘nin ayağa kalkması mümkün değil. Bu alanların hepsine AVM yapacağız demek de çok anlamsız olur. Türkiye‘de artık AVM ihtiyacı kalmadı. Siz AVM deseniz bile insanlar artık AVM yapmak istemeyebilirler. Yapacağımız yatırımlar için merkezi bütçeye yük oluşturmayacak kaynak modeller üzerinde de kafa yormamız lazım.”

Henüz hiçbir model üstünde çalışmadıklarını anlatan Kılıç, TOKİ‘yle de bir değerlendirmeye de girebileceklerini söyledi.

Kılıç, “Arsalar doğrudan satışa da çıkarılabilir. 2013 senesinde yurt inşaatları için harcayacağım para belli. 1 milyar TL geçen senede yaklaşık 850 milyon TL harcayabildim. 2011 yılında biz maliyeden bütçemizin 1 katı kadar yaklaşık yatırım hızlandırma ödeneği aldık. Bütçenin fazlası olmadığı için bizimde seferber olmamız lazım. ya da devlet için bu kadar yurt yeter deyip yurt yatırımlarını durdurmamız lazım” dedi.

-“TÜRKİYE VE BİZİM COĞRAFYAMIZ DAHA ÖNCE BU DEĞERDE BULUŞAMADI”-

Bakan Kılıç, “Siz Türkiye‘nin olimpiyat adaylığına nasıl bakıyorsunuz? Diğer ülkelerle kıyaslandığında Türkiye‘nin durumu ne?” sorusuna da şu cevabı verdi:

“2 yıla aşkın bir süredir dünyadaki tüm uluslararası organizasyonlara Türkiye‘yi temsilen davet ettik. Bu dönemde Türkiye‘de çok büyük uluslararası organizasyonlar gerçekleştirdik. İstanbul‘da Dünya Kadınlar Tenis Şampiyonası, yine İstanbul‘da Dünya Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası, Türkiye‘nin değişik kentlerinde U20 Dünya Futbol Şampiyonası, Mersin‘de Akdeniz oyunlarını bu dönemde biz gerçekleştirdik.İstanbul‘da salon atletizm şampiyonasının ircaa edilen salonunu 8 ayda yetiştirdik. Sayın Başbakan da IFC başkanıyla Londra‘da Mersin‘de görüşmeler gerçekleştirdi. Bazı temasların spor adamları tarafından yapılması gerekiyor. Geriye dönüp baktığımda sorabileceğim tek soru şu: 2020 İstanbul için yapmamız gerektiği halde bilerek ya da unutarak yapmadığımız bir şey var mı? Bunu en acı hakikati yüzümüze söyleyebileceklere soruyorum. Gerçekten bir eksiğimiz olduğuna dair tek cümle bugüne kadar işitmedim. Olsa da canla başla çalışırız. İstanbul 2020 olimpiyat ve Paralimpik Oyunları yapmaya layık görülürse tarihinde ilk defa İstanbul ve Türkiyeolimpiyatlara ev sahipliği yapmış olacak. Bu çok önemli. Türkiye ve bizim coğrafyamız daha önce bu değerde buluşamadı. Adaylık giderlerimizin tam yüzde 50 sini özel sektörden karşıladık. Maliyeden tek kuruş almadık. İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nden çok sınırlı bir pay aldık. İstanbul Belediyesi’ne büyük ölçüde olimpiyata yönelik sporcu yetiştirmesi için spor tesisi yapma protokolleri hazırladık.Türkiye‘de tarihinde ilk defa uluslararası spor organizasyonunun giderlerinin yarısı özel sektörden karşılanmış oldu. Doğuş, Koç, Sabancı, ÜlkerTurkcell, Digitürk, THY. Ayrıca Ciner Medya, Turkuaz Medya, Doğan Medya da medya sponsoru olarak girdiler. Bir noktadan sonra biz nakit ödemeye dair sponsorluk taleplerini durdurduk. Çünkü şuan nakde ihtiyacımız yok.”

-“DOPİNGLE GELEN BAŞARI GELMEZ OLSUN”-

Doping olaylarının Türkiye‘nin olimpiyat adaylığına etkisinin olup olmayacağına yönelik bir soru üzerine Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, bu kadar doping hadisesinin ortaya çıkmasının halıyı kaldırmalarından, halının altına süpürmemelerinden kaynaklandığını bildirdi. Hiçbir zaman “Yapın, sakın yakalanmayın” mantığıyla hareket etmediklerinin altını çizen Bakan Kılıç, kurallar ne ise Türk sporunda bunun uyguladıklarını bildirdi. Habersiz ve sık numune alınıp, denetimler yapıldığını vurgulayan Kılıç, “Bu spor yönetiminin dopingle mücadelede kararlılığı ve samimiyetini gösterir. Eğer bundan dolayı Türkiye‘ye bir şey yapılacaksa, Türkiye‘nin taltif edilmesi lazım. Bu çok açık ve net. “Doping konusunda sıfır tolerans’ dedik. Bu kadar üzerine giden bir ülkenin, cezalandırmayı hak etmediğini düşünüyorum. Halter Federasyonu 2 yıl süresince 32 sporcusunu müsabakalardan men etti. Federasyon başkanı istifa etti. Atletizm Federasyonu mevcut başkan eliyle 31 sporcusunu 2 yıl süreyle müsabakalardan men etti. Sonrasında federasyon başkanı istifa etti. Rıza göstersek, anlayışla davransak, neden istifa etsinler, neden ceza versin. Dopingle gelecek başarı gelmez olsun. Doping insan bedenine büyük zarar veriyor. Dönemsel başarı getirebilir. Şartları zorlayarak, oradan farklı bir şey çıkarmanın yararlı olmadığını düşünüyoruz. İnsanın doğal ve yaratılıştan getirdiği yetenekleri geliştirmesi lazım. Kendinde olmayan, gücünün ve bedeninin altında olmayan performansıyla anlık başarı gösterip, sonra ölüme sürüklenmesi insanca değil. 18-19 yaşındaki sporcuların bunun farkında olmayabilir” diye konuştu.

-“DOPİNG BİR ZEHİR”-

Dopingin bir zehir olduğunun altını çizen Bakan Kılıç, meselenin yakalanmak veya yakalanmamak meselesi olmadığını önemle vurguladı. Bakan Kılıç, “Mesele dopingi sıfırlamak ve engellemek meselesidir. Başarıyı kaybetme pahasına da olsa çocuklarımızın ikbali için dopingle mücadele etmemiz lazım. Bir de geride kalanları düşünün. O başarıya ulaşacağını düşünün. Antremanlarda bu maddeleri alanları düşünün. Biz göz yummuyoruz” şeklinde konuştu.

-OLİMPİYATTA MADALYA ALANLARA VERİLEN ÖDÜLLERDE DEĞİŞİKLİK-

Bakan Kılıç, olimpiyat kazanan sporculara verilen ödül konusunda değişikliğe gittiklerini söyledi. Altın madalyaya 2 bin tam Cumhuriyet altını, Gümüş madalyaya bin 500 Cumhuriyet altını, bronz madalyaya bin Cumhuriyet altını ödül verdiklerini belirten Kılıç, “Yönetmelik değişikliği Başbakanlıkta. Yönetmenlik yayımlandığını altın madalya ödüllerinin 2 binden bin altına, gümüşte 750 altına, bronzda 500 altına indireceğiz” dedi.

-“ANTRENÖR, EVDEKİ EVLADINI BİLDİĞİ KADAR SPORCUSUNU BİLMEK ZORUNDA”-

Bir soru üzerine Bakan Kılıç, bir antrenör, sporcusunu, evdeki evladını bildiği kadar bilmek zorunda olduğunu söyledi. Sporcusunu takip etmeyen antrenörün memleketine ihanet edeceğini dile getiren Kılıç, “Ne yiyor, ne içiyor. Gördüğü rüyaya kadar bilmesi lazım. Çocuk gece arka arkaya kabuslar görüyorsa, bunu paylayacağı kişi antrenörü olmalı. O psikolojiyle belki halter kaldıramayacak. Antrenörün bilgisi dışında çocuk kullanıyorsa, fark etmesi gerekecek. Antrenörün bilgisi dahilinde kullanıyorsa zaten antrenör suça ortak demektir. Mevzuat değişikliğine gerek varsa değiştireceğiz. Federasyonlarda da bunu konuştuk. Antrenörlere de yaptırım uygulanacak. Atletizm Federasyonu 2 yıldır sporcularla birlikte antrenörleri de birlikte cezalandırıyor” şekilde konuştu.

-“BU KRİZLERİ BİZ YARATMADIK”-

Bakan Kılıç, bir soru üzerine Gezi Parkı olayları ile Türkiye‘nin içinde bulunduğu yaşananların olimpiyatlara yansımalarına değindi. Bakan Kılıç şunları kaydetti:

Gezi Parkı olayları sırasında, bizim teknik düzeyinde çalışan konsorsiyumdaki arkadaşlar bir hayli demoralize oldular. Arka arkaya olimpiyat ailesinden 3 açıklama yapıldı. Başkan, “2020’ye 7 sene var, bir şey olmaz’ açıklamasını yaptı. Başkan adayları ise “2020’ye kadar köprünün altından çok sular akar etkilemez’ ve “2020 yılında yapılacak olimpiyatları 2013 yılındaki gösteriler etkilemez’ açıklamalarında bulundu. Türkiye‘nin bölgesindeki güvenlik sorunları tabii ki dünden bugüne başlamadı. Suriye ve Mısır‘da yaşananlar bugün başlamadı. Nihayetinde bu bölgeyi bilenler bilir. Bu bölge, Türkiye‘nin sınırların hemen ötesinde, güvenlik sorunu olduğunu bilirler. Ama bu bölgenin olimpik harekete çok ihtiyaç var. Çok ciddi bir zihinsel dönüşüme zemin hazırlayacak. Bölgedeki istikrarsızlıkların, İstanbul‘un adaylığını olumsuz etkilemeyeceğini düşünüyorum. Olimpik hareketin, bu bölgedeki dönüştürücü gücüne bütün insanların ihtiyacı var. Ortadoğu’da bir sancı olduğu zaman, huzur kaçıyor. O nedenle olimpiyat, dönüşüm misyonu sağlayacak.

Bölgesel krizlerin sorumlusu biz değiliz, bu krizleri biz yaratmadık. Gezi Parkı olayları ile ilgili şu değerlendirmelerde yapılıyor: Olimpiyat yapılacak olan bazı ülkelerde, protestolar var. Yatırım bütçelerine yönelik protestolar var. Gelecekte olimpiyat yapılırken de protestolar olabilir. Ülkenin meşru kolluk gücü, bunlar sırasında yaşanması muhtemel bir protestoyu kontrol ve Güce tutabilecek Güce sahip. Kaçırılmaması gereken bir şey var: Demokratik bir ülkenin kendini koruyacak meşru gücü de olması lazım. Alman vatandaşın bir Türk’ün benzer bir olayda (Gezi Parkı) piyanosunu götürüp, çalması mümkün mü? Değil. Çok net müdahalelerde bulunuyorlar. Bizdeki müdahalelerde aşırılık olabilir. Eylem yapanlar içinde kendisini çok yakın gördüğünüz arkadaşlar olabilir. Benim de yakın gördüğüm çocuklar var. Okullardan çocuklar, gençler, katıldım diyenler var. Çok kesimden insan katıldı. Empati yapıp, anlamak, dinlemek yapmak lazım. Ama tadında da sofranın tansiyonunu düşürmek lazım.”

“Pek tadında olmadığının” söylenmesi üzerine Bakan kılıç, “acısı fazlaymış” demekle yetindi.

-“HAVUZLARDA KADIN VE ERKEK AYRIMI YOK”-

Bakan Kılıç’a havuzlarda kadınlara yönelik özel uygulamalar yapılmasına yönelik bir soru üzerine, havuzlarda kadın ve erkek ayrımı olmadığını söyledi. Ancak bazı illerde kadınların müracaat ederek, havuzlardan belli günler ve saatlerde yararlanmak istediklerini belirten Kılıç şu açıklamalarda bulundu:

“Spor ekonomisinin büyüklüğünü konuşalım istiyoruz. Havuz meselesi ötekinin önüne geçmesin. Mevzu olimpik sporcular değil. Mevzu spor müsabakaları değil, mevzu kimin hangi müsabakalarda, kimin izlediği değil. İstanbul‘da yaşadığı halde hayatında deniz görmemiş en az 1 milyon kadın var. Bırak ayakkabısını çıkarıp, ayağına denize sokmayı, denizin suyunun tadı nedir bilmez. Deniz kokusu beni cezbedir. Denizin kenarında yaşıyor; Belki dürbünle, bir tepedeki gecekondudan denizi görüyoruz. Ayağını suya sokmamız. Hepimiz Anadolu insanıyız. Hepiniz Anadolu insanısınız.Anadolu insanın refleksini görmemiz lazım. Mesele sporcu değil. Kamplarda kız erkek karmaydı. Zannedildi ki; muhafazakar bir iktidar, yapması gerekeni yapıyor. Kız erkek ayırıyor. İyi de bu iktidar 11 senedir iktidar. Kamplara gelen kişi sayısı 7 bindi. Kız çocuklarının kamplara gelme oranı yüzde 26’ydı. Şu anda programlarımıza katılan öğrencilerin sayısı 1 Ocak’tan bu yana sadece 2013’te 500 bini aştı, kızların oranı 55. Yataklı trende neden kız erkek diye polemik yaratıyor. Benim aklıma bir şey gelmiyor şahsen. Ben istiyorum ki, herkesimden aile çocuğunu trene bildirebilsin. Bizim programımıza 1 hafta 10 gün katılabiliyor. Zaten kendi istediği ortamda, şekilde yaşıyor. Buna bizim müdahalemiz yok. Bu da bir müdahale değil. Kadınlar, halktan kadınlar, eğer bir yüzme havuzunda yüzmek istiyorsa ve erkeklerle karışık yüzmek istemiyorsa birkaç seçenek var. O zaman kadınlara havuz yapacaksın. Bunun mümkünü yok. 48 ilde havuz yok zaten. Oralara havuz yapıyoruz. İkinci bir havuzu nasıl yapacaksın. Yapamazsın, o zaman mevcut havuzu kullandırılacak. ya da “Burası demokratik bir ülke, kadınlara mahsus bir saat verilmesi mümkün değil’ diyeceksiniz. “Bu da kadınların ne işi var havuzda’ demektir. Haftanın bir iki gününde, kadınlara özel saatler yapılabilir. Bu konuyu da başörtülü ve başı açık kadın şeklinde açıklamak mümkün değil. İnsanın en çok zoruna ne gidiyor biliyor musun. Bu kadar iş yapıp da flashın kadınlar ve erkeklerle havuza ayrı girecek mi noktasına gelmesi.”

-“DOPİNGLE GELEN BAŞARI GELMEZ OLSUN”-

Doping olaylarının Türkiye‘nin olimpiyat adaylığına etkisinin olup olmayacağına yönelik bir soru üzerine Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, bu kadar doping hadisesinin ortaya çıkmasının halıyı kaldırmalarından, halının altına süpürmemelerinden kaynaklandığını bildirdi. Hiçbir zaman “Yapın, sakın yakalanmayın” mantığıyla hareket etmediklerini belirten Bakan Kılıç, kurallar ne ise Türk sporunda bunun uyguladıklarını bildirdi. Habersiz ve sık numune alınıp, denetimler yapıldığını vurgulayan Kılıç, “Bu spor yönetiminin dopingle mücadelede kararlılığı ve samimiyetini gösterir. Eğer bundan dolayı Türkiye‘ye bir şey yapılacaksa, Türkiye‘nin taltif edilmesi lazım. Bu çok açık ve net. “Doping konusunda sıfır tolerans’ dedik. Bu kadar üzerine giden bir ülkenin, cezalandırmayı hak etmediğini düşünüyorum. Halter Federasyonu 2 yıl süresince 32 sporcusunu müsabakalardan men etti. Federasyon başkanı istifa etti. Atletizm Federasyonu mevcut başkan eliyle 31 sporcusunu 2 yıl süreyle müsabakalardan men etti. Sonrasında federasyon başkanı istifa etti. Rıza göstersek, anlayışla davransak, neden istifa etsinler, neden ceza versin. Dopingle gelecek başarı gelmez olsun. Doping insan bedenine büyük zarar veriyor. Dönemsel başarı getirebilir. Şartları zorlayarak, oradan farklı bir şey çıkarmanın yararlı olmadığını düşünüyoruz. İnsanın doğal ve yaratılıştan getirdiği yetenekleri geliştirmesi lazım. Kendinde olmayan, gücünün ve bedeninin altında olmayan performansıyla anlık başarı gösterip, sonra ölüme sürüklenmesi insanca değil. 18-19 yaşındaki sporcuların bunun farkında olmayabilir” diye konuştu.

-“DOPİNG BİR ZEHİR”-

Dopingin bir zehir olduğunun altını çizen Bakan Kılıç, meselenin yakalanmak veya yakalanmamak meselesi olmadığını vurguladı. Bakan Kılıç, “Mesele dopingi sıfırlamak ve engellemek meselesidir. Başarıyı kaybetme pahasına da olsa çocuklarımızın ikbali için dopingle mücadele etmemiz lazım. Bir de geride kalanları düşünün. O başarıya ulaşacağını düşünün. Antremanlarda bu maddeleri alanları düşünün. Biz göz yummuyoruz” şeklinde konuştu.

-OLİMPİYATTA MADALYA ALANLARA VERİLEN ÖDÜLLERDE DEĞİŞİKLİK-

Bakan Kılıç, olimpiyat kazanan sporculara verilen ödül konusunda değişikliğe gittiklerini söyledi. Altın madalyaya 2 bin tam Cumhuriyet altını, Gümüş madalyaya bin 500 Cumhuriyet altını, bronz madalyaya bin Cumhuriyet altını ödül verdiklerini belirten Kılıç, “Yönetmelik değişikliği Başbakanlıkta. Yönetmenlik yayımlandığını altın madalya ödüllerinin 2 binden bin altına, gümüşte 750 altına, bronzda 500 altına indirdik”

-“ANTRENÖR, EVDEKİ EVLATINI BİLDİĞİ KADAR SPORCUSUNU BİLMEK ZORUNDA”-

Bir soru üzerine Bakan Kılıç, bir antrenör, sporcusunu, evdeki evladını bildiği kadar bilmek zorunda olduğunu söyledi. Sporcusunu takip etmeyen antrenörün memleketine ihanet edeceğini dile getiren Kılıç, “Ne yiyor, ne içiyor. Gördüğü rüyaya kadar bilmesi lazım. Çocuk gece arka arkaya kabuslar görüyorsa, bunu paylayacağı kişi antrenörü olmalı. O psikolojiyle belki halter kaldıramayacak. Antrenörün bilgisi dışında çocuk kullanıyorsa, fark etmesi gerekecek. Antrenörün bilgisi dahilinde kullanıyorsa zaten antrenör suça ortak demektir. Mevzuat değişikliğine gerek varsa değiştireceğiz. Federasyonlarda da bunu konuştuk. Antrenörlere de yaptırım uygulanacak. Atletizm Federasyonu 2 yıldır sporcularla birlikte antrenörleri de birlikte cezalandırıyor” şekilde konuştu.

-“BU KRİZLERİ BİZ YARATMADIK”-

Bakan Kılıç, bir soru üzerine Gezi Parkı olayları ile Türkiye‘nin içinde bulunduğu yaşananların olimpiyatlara yansımalarına değindi. Bakan Kılıç şunları kaydetti:

Gezi Parkı olayları sırasında, bizim teknik düzeyinde çalışan konsorsiyumdaki arkadaşlar bir hayli demoralize oldular. Arka arkaya olimpiyat ailesinden 3 açıklama yapıldı. Başkan, “2020’ye 7 sene var, bir şey olmaz’ açıklamasını yaptı. Başkan adayları ise “2020’ye kadar köprünün altından çok sular akar etkilemez’ ve “2020 yılında yapılacak olimpiyatları 2013 yılındaki gösteriler etkilemez’ açıklamalarında bulundu. Türkiye‘nin bölgesindeki güvenlik sorunları tabii ki dünden bugüne başlamadı. Suriye ve Mısır‘da yaşananlar bugün başlamadı. Nihayetinde bu bölgeyi bilenler bilir. Bu bölge, Türkiye‘nin sınırların hemen ötesinde, güvenlik sorunu olduğunu bilirler. Ama bu bölgenin olimpik harekete çok ihtiyaç var. Çok ciddi bir zihinsel dönüşüme zemin hazırlayacak. Bölgedeki istikrarsızlıkların, İstanbul‘un adaylığını olumsuz etkilemeyeceğini düşünüyorum. Olimpik hareketin, bu bölgedeki dönüştürücü gücüne bütün insanların ihtiyacı var. Ortadoğu’da bir sancı olduğu zaman, huzur kaçıyor. O nedenle olimpiyat, dönüşüm misyonu sağlayacak. Bölgesel krizlerin sorumlusu biz değiliz, bu krizleri biz yaratmadık. Gezi Parkı olayları ile ilgili şu değerlendirmelerde yapılıyor: Olimpiyat lyapılacak olan bazı ülkelerde, protestolar var. Yatırım bütçelerine yönelik protestolar var. Gelecekte olimpiyat yapılırken de protestolar olabilir. Ülkenin meşru kolluk gücü, bunlar sırasında yaşanması muhtemel bir protestoyu kontrol ve Güce tutabilecek Güce sahip. Kaçırılmaması gereken bir şey var: Demokratik bir ülkenin kendini koruyacak meşru gücü de olması lazım. Alman vatandaşın bir Türk’ün benzer bir olayda (Gezi Parkı) piyanosunu götürüp, çalması mümkün mü? Değil. Çok net müdahalelerde bulunuyorlar. Bizdeki müdahalelerde aşırılık olabilir. Eylem yapanlar içinde kendisini çok yakın gördüğünüz arkadaşlar olabilir. Benim de yakın gördüğüm çocuklar var. Okullardan çocuklar, gençler, katıldım diyenler var. Çok kesimden insan katıldı. Empati yapıp, anlamak, dinlemek yapmak lazım. Ama tadında da sofranın tansiyonunu düşürmek lazım.”

“Pek tadında olmadığının” söylenmesi üzerine Bakan kılıç, “acısı fazlaymış” demekle yetindi.

-“HAVUZLARDA KADIN VE ERKEK AYRIMI YOK”-

Bakan Kılıç’a havuzlarda kadınlara yönelik özel uygulamalar yapılmasına yönelik bir soru üzerine, havuzlarda kadın ve erkek ayrımı olmadığını söyledi. Ancak bazı illerde kadınların müracaat ederek, havuzlardan belli günler ve saatlerde yararlanmak istediklerini belirten Kılıç şu açıklamalarda bulundu:

“Spor ekonomisinin büyüklüğünü konuşalım istiyoruz. Havuz meselesi ötekinin önüne geçmesin. Mevzu olimpik sporcular değil. Mevzu spor müsabakaları değil, mevzu kimin hangi müsabakalarda, kimin izlediği değil. İstanbul‘da yaşadığı halde hayatında deniz görmemiş en az 1 milyon kadın var. Bırak ayakkabısını çıkarıp, ayağına denize sokmayı, denizin suyunun tadı nedir bilmez. Deniz kokusu beni cezbedir. Denizin kenarında yaşıyor; Belki dürbünle, bir tepedeki gecekondudan denizi görüyoruz. Ayağını suya sokmamız. Hepimiz Anadolu insanıyız. Hepiniz Anadolu insanısınız.Anadolu insanın refleksini görmemiz lazım. Mesele sporcu değil. Kamplarda kız erkek karmaydı. Zannedildi ki; muhafazakar bir iktidar, yapması gerekeni yapıyor. Kız erkek ayırıyor. İyi de bu iktidar 11 senedir iktidar. Kamplara gelen kişi sayısı 7 bindi. Kız çocuklarının kamplara gelme oranı yüzde 26’ydı. Şu anda programlarımıza katılan öğrencilerin sayısı 1 Ocak’tan bu yana sadece 2013’te 500 bini aştı, kızların oranı 55. Yataklı trende neden kız erkek diye polemik yaratıyor. Benim aklıma bir şey gelmiyor şahsen. Ben istiyorum ki, herkesimden aile çocuğunu trene bildirebilsin. Bizim programımıza 1 hafta 10 gün katılabiliyor. Zaten kendi istediği ortamda, şekilde yaşıyor. Buna bizim müdahalemiz yok. Bu da bir müdahale değil. Kadınlar, halktan kadınlar, eğer bir yüzme havuzunda yüzmek istiyorsa ve erkeklerle karışık yüzmek istemiyorsa birkaç seçenek var. O zaman kadınlara havuz yapacaksın. Bunun mümkünü yok. 48 ilde havuz yok zaten. Oralara havuz yapıyoruz. İkinci bir havuzu nasıl yapacaksın. Yapamazsın, o zaman mevcut havuzu kullandırılacak. ya da “Burası demokratik bir ülke, kadınlara mahsus bir saat verilmesi mümkün değil’ diyeceksiniz. “Bu da kadınların ne işi var havuzda’ demektir. Haftanın bir iki gününde, kadınlara özel saatler yapılabilir. Bu konuyu da başörtülü ve başı açık kadın şeklinde açıklamak mümkün değil. İnsanın en çok zoruna ne gidiyor biliyor musun. Bu kadar iş yapıp da flashın kadınlar ve erkeklerle havuza ayrı girecek mi noktasına gelmesi.”

Rize’de yaptıkları havuzunun 50 metrelik olimpik yüzme havuzu bulunduğunu belirten Bakan Kılıç, “Rize’de kadınlar için ayrı, erkekler için ayrı olimpik yüzme havuzu olması mümkün değil. Mümkün değil. Türkiye‘de 48 ilde havuz yok. Bu uygulama yeni bir şey değil. Rize‘de kadınlar, herkesle aynı anda havuza gitmez. Pek çok Anadolu ilinde olduğu gibi. Diğer saatler karma zaten. Diğer saatlerde giden gidebilir. Sonrasında şu talepte gelebilir. Erkekler de, “Kadınların böyle bir hakkı var, bize niye yok diyebilir.’ Şuana kadar böyle bir talep gelmedi. ArtvinSiirtAmasya‘da havuz yok. Muğla‘da kapalı yüzme havuzu yok. Antalya‘da kapalı olimpik havuz yok. Böyle bir şey düşünebiliyor musunuz? Denizde yüzme öğrenme öğrenilmiyor. Şu anda Antalya‘ya atlama kuleli havuz yaptırıyoruz. Antalya‘da denize havuz kuruyoruz. Olimpik havuz, denizin dalgalarından etkilenmeyecek. Çocuklar, antremanlarına devam edecekler” diye konuştu.

-“RİZE’DE KADINLAR İÇİN AYRI OLİMPİK YÜZME HAVUZU MÜMKÜN DEĞİL”-

Rize’de yaptıkları havuzunun 50 metrelik olimpik yüzme havuzu olduğunu belirten Bakan Kılıç, “Rize’de kadınlar için ayrı, erkekler için ayrı olimpik yüzme havuzu olması mümkün değil. Mümkün değil. Türkiye‘de 48 ilde havuz yok. Bu uygulama yeni bir şey değil. Rize‘de kadınlar, herkesle aynı anda havuza gitmez. Pek çok Anadolu ilinde olduğu gibi. Diğer saatler karma zaten. Diğer saatlerde giden gidebilir. Sonrasında şu talepte gelebilir. Erkekler de, “Kadınların böyle bir hakkı var, bize niye yok diyebilir.’ Şuana kadar böyle bir talep gelmedi. ArtvinSiirtAmasya‘da havuz yok. Muğla‘da kapalı yüzme havuzu yok. Antalya‘da kapalı olimpik havuz yok. Böyle bir şey düşünebiliyor musunuz? Denizde yüzme öğrenme öğrenilmiyor. Şu anda Antalya‘ya atlama kuleli havuz yaptırıyoruz. Antalya‘da denize havuz kuruyoruz. Olimpik havuz, denizin dalgalarından etkilenmeyecek. Çocuklar, antremanlarına devam edecekler” diye konuştu.

Bakan Kılıç, Stadyumlarda polislerin kameralarla yaptığı çekimlerden duyulan rahatsızlığın dile getirilmesi üzerine, stadyumlarda kamera düzenekleri tam kurulduğu için bu sıkıntılar yaşandığını dile getirdi.

inşaat mühendisliği programları
İlgili Terimler : , , , ,

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz



GÜNLÜK DEMİR FİYATLARI

08.06.2018 Demir Fiyatları
Bölge Ø8 Ø10 Ø12-32
İstanbul 3000 ₺ 3000 ₺ 3040 ₺
İzmir 2950 ₺ 2965 ₺ 2985 ₺
Karabük 2980 ₺ 3020 ₺ 3020 ₺
Biga 2930 ₺ 2940 ₺ 2950 ₺
Payas 2910 ₺ 2925 ₺ 2940 ₺
Detaylı Görünüm

BENZER İÇERİKLER

FACEBOOKTA BİZ