‘Asrın Projesi’ Kıbrıs’ın Ekolojik Dengesini Bozacak

26.10.2013

Kişi Okumuş

0 Yorum

‘Asrın Projesi’ Kıbrıs’ın Ekolojik Dengesini Bozacak

Kıbrıs’ta hükümet tarafından asrın projesi olarak sunulan Türkiye’den Kıbrıs’a borularla su taşıma projesine tepki gösteren Baraka Kültür Merkezi, projenin bilime değil ‘anavatana şükran’ anlamına geldiğini, ülkenin ekosistemine zarar vereceğini bildirdi.

Asrın Projesi olarak bilinen, Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’a su getirme projesini ve Çevre Bakanı Hamit Bakırcı’nın suyun özgürlük getireceğiyle ilgili demeçlerine tepkiler gelmeye devam ediyor. Biyologlar Derneği’nden sonra da Baraka Kültür Merkezi konuya ve Bakan’ın açıklamalarına tepki gösterdi. Baraka aktivisti Nazen Şansal, Çevre Bakanı Hamit Bakırcı’nın sözlerini değerlendirerek, Bakan’ın çevreye ‘vahim bir noktadan’ baktığını söyledi. Şansal, Çevre Bakanı Bakırcı’nın Mardin’de yapılan Dünya Sulama Forumu’nda sarfettiği sözlerle çevreye vahim bir noktadan baktığını açıkça ortaya koyduğunu belirterek, “Bakanın, Türkiye’den adamıza su getirilmesini “özgürlük” olarak tarif etmesi, doğaya ve doğal kaynaklarla ilgili bilimsel etiğe değil, ‘anavatana şükran’ politikasına önem verdiğini net olarak gösteriyor” şeklinde konuştu.

ORTADOĞU’YA SU SATACAKLAR

Şansal, söz konusu projenin Kıbrıslı Türkiye asıllı halkın Ankara siyasetine daha da bağımlık kılacağını ifade ederek şöyle konuştu: “Asrın projesi” olarak da dillendirilen bu proje, zaten 1974’ten beri üretimden koparılan, kendi coğrafyasına, toprağına yabancılaştırılan Kıbrıslı Türk halkını, Ankara siyasetine daha da bağımlı kılacaktır.” Bakan’ın açıklamalarına da atıfta bulunan Şansal,” Özgürlük denen şey aslında sermayenin özgürlüğü olacaktır, çünkü bu proje suyun ticarileşmesine, özelleşmesine, ülkemiz kullanılarak Ortadoğu’ya su satılmasına bir hazırlıktır” şeklinde konuştu. Proje’nin Anadolu topraklarında ve Akdeniz’de ekolojik tahribat yaratacağını dile getiren Şansal, projeyle birlikte doğal dengelerin hiç sayıldığını söyledi.

TÜM MÜLKİYET TÜRKİYE’DE OLACAK

Anlaşmanın bazı noktalarına da değinen Şansal, tüm tesislerin mülkiyetinin Türkiye’ye ait olduğunu ve ticari amaçlarla başka ülkelere de su satılabileceğine dikkat çekti. Şansal, “Türkiye’yle yapılmış olan anlaşmaya göre; proje kapsamında deniz altında ve ülkemizde inşa edilecek tüm tesislerin mülkiyeti TC’ye aittir. TC’nin ülkemize ticari amaçlarla getirdiği suyu, topraklarımızı ve boru hattımızı kullanarak üçüncü ülkelere satma hakkı olacaktır. Antlaşmanın 3’üncü maddesine göre ise; suyun satış bedeli, yatırım, finansman, işletme ve yenileme maliyetleri hesaba katılarak ve üzerine kar koyularak belirlenecektir” şeklinde konuştu.

EKOLOJİK DENGEYİ BOZAR

Ekolojik dengenin olumsuz etkileneceğine de vurgu yapan Şansal, suyun bulunduğu ortamdan başka bir yere taşınmasının doğru olmadığının altını çizdi. “Ekolojik denge bakımından su, bulunduğu ortamın asli unsurudur, yatağının değiştirilmesi, bulunduğu alandan başka bir yere taşınması doğru değildir” şeklinde konuşan Baraka aktivisti, “suyun kullanımı, ekolojik, çevresel, kültürel ve sosyal sürdürülebilirlikten uzak ele alınırsa er ya da geç insan yaşamı da olumsuz etkilenecektir” ifadelerinde bulundu.

AKDENİZ ‘ÇÖP’E DÖNECEK

Kuzey Kıbrıs’a su getirilmesi için Anamur’da dört köy boşaltıldığını ve sular altında kaldığını sözlerine ekleyen Şansal, “İnsanlar, bir daha geri dönememek üzere evlerini, köylerini, geçmişlerini terk etmek zorunda bırakılmıştır. Kıbrıslı Türk halkı, bu tramvatik duyguyu çok iyi bilmektedir” şeklinde konuştu.

Şansal ‘Asrın Projsi’nin ayrıca siyasal olarak Türkiye’ye daha fazla bağımlılık getireceğini de dile getirerek şunları kaydetti: “Bunların yanı sıra, eskilerin dediği gibi taşıma suyla değirmen dönmeyecek ve Anadolu’dan getirilecek suyun ve boruların bir ömrü olacaktır. Bu ömür bazı kaynaklarda elli yıl olarak belirtiliyor. Sonrasında ise adamız, en temel yaşam maddesi olan suyu ile de Türkiye’ye bağımlı hale gelmiş olacak ve millerce boru ve atık Akdeniz’de bir çöp yığını olarak kalıverecektir.”

NE OLMUŞTU?

Biyologlar Derneği Başkanı Hasan Sarpten de projenin yaratacağı doğa tahribatına dikkat çekerek, “Bir ülkenin neredeyse bütün su ihtiyacını bir başka ülkeden borularla getirerek karşılamak o ülkenin coğrafyasının ve ekolojisinin baştan yaratılması anlamına gelir. Bunun adı ekolojik yıkımdır. Üstelik olaylar devletin dışında, hiçbir yasal dayanağı olmadan yapılıyor. Örneğin göletin geliştirilmesi için yasada alınması gereken ÇED raporu alınmamıştır” diye konuşmuştu. Proje kapsamında yapılan barajın büyük bir tahribatı da ardından getirdiğini söyleyen Sarpten, “benzer şekilde sırf bu baraj için neredeyse 3 taş ocağı büyüklüğünde taş ocağı yapıldı. Bölgede büyük bir tahribat yaşanmaktadır. Bir yanda lale festivali, orkide festivali yapılırken, bu inşaatın sürdüğü yerde de pervasız bir tahribat yaşanıyor” bilgisini vermişti. Türkiye’den su getirilmesinin hiçbir akılcı su yönetimi politikasının ürünü olamayacağını kaydeden Sarpten, “buraya harcanan paranın binde biri, bugün Haspolat’dan çıkan atık suların arıtılmasına harcansaydı tüm Mesarya’nın su ihtiyacı giderilirdi” şeklinde konuşmuştu. Sarpten, Çevre Bakanı Bakırcı’nın bu projeyi hararetle savunmasının ve özgürlük getireceğini düşünmesinin kabul edilemez olduğunu ve suyun özgürlük değil felaket getireceğini de eklemişti.

 

Kaynak: arkitera.com

inşaat mühendisliği programları

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz



GÜNLÜK DEMİR FİYATLARI

18.09.2018 Demir Fiyatları
Bölge Ø8 Ø10 Ø12-32
İstanbul 4020 ₺ 4020 ₺ 4060 ₺
İzmir 3930 ₺ 3955 ₺ 3980 ₺
Karabük 3890 ₺ 3940 ₺ 3940 ₺
Biga 3970 ₺ 3980 ₺ 3990 ₺
Payas 3880 ₺ 3905 ₺ 3930 ₺
Detaylı Görünüm

BENZER İÇERİKLER

FACEBOOKTA BİZ